Türkiye’de Yoksulluk: Bir Kovalamaca Hikayesi!

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Ankara’da dört kişilik bir ailenin Haziran ayında yapması gereken gıda harcamasının aylık yüzde 0.10 arttığını duyurdu. Yıllık bazda ise bu artış yüzde 62.30 olarak gerçekleşti. Türk-İş verilerine göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı Haziran ayında 10,373 TL’ye yükseldi, yoksulluk sınırı ise 33,789 TL’ye çıktı.

Rapor, hane gelirinin ortalama yüzde 22.8’inin gıda harcamalarına ayrıldığını ve en düşük yüzde 20’lik gelir dilimindeki hanelerin ise gıda harcamalarının yüzde 35.8’ini karşılamak zorunda kaldıklarını ortaya koydu.

Araştırmaya göre, bekar bir çalışanın yaşama maliyeti ise 13,471 TL’ye ulaştı. Türk-İş açıklamasında, “Türkiye’nin para ve maliye politikalarında rasyonel bir zemine dönme seçeneklerini uygulaması durumunda, tercihlere bağlı olarak, bu politika değişikliklerinin kişi başına fiili bireysel tüketimi azaltabileceği” ifadesine yer verildi.

Bana Yoksulluğun Resmini Çizebilir Misin?

Yoksulluğun resmini çizmek elbette mümkün. Üstelik bu resmi en güzel çizebileceğiniz yer İstanbul’da öylesine seçilmiş bir gecekondu mahallesi de olmak zorunda değil. Yoksulluk ve açlık küresel bir problem, Türkiye, Amerika, Almanya, Fransa… Dünyanın bütün ülkelerinde yoksulluk hep vardı ve ne yazık ki hep var olacak…

Türkiye için yoksulluğun tablosunu çizmek veya fotoğrafını çekmek bizim başarabileceğimiz bir şey değil. Ancak bunun grafiğini göstermemiz mümkün.

İşte bu grafik Türkiye’nin açlık ve yoksulluğunun grafiği. Sürekli artan ücretlerin, sürekli artan fiyatlara yetişmeye çalışması, nadiren de olsa yetişmesi ve çoğu zaman altında kalması…

Türk-İş sendikasının her ay bir önceki aya dair açıkladığı yoksulluk ve açlık sınırına dair verileri baz alırsak, Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının üstünde kalması için kazanması gereken tutarı ve aynı ailenin ‘yoksul’ kategorisine girmemesi için kazanması gereken tutarın sürekli arttığını görüyoruz. Bu veri aslında negatif enflasyonun olmadığı her ülkede sürekli yükselme eğilimdedir. Yüksek enflasyonun olduğu ülkelerde yoksulluk ve açıklık sınırı hızla artarken, İskandinav ülkelerinde ve Kıta Avrupası’nda bu oran daha düşüktür. Çünkü enflasyon bu ülkelerde genellikle hedef düzey olan yüzde 2’ye yakındır.

Yukarıdaki grafik 2021 yılından itibaren bize Türkiye’de Ankara’da yaşayan 4 kişilik bir ailenin açlık ve yoksulluk sınırını, bununla birlikte de kişi başı asgari ücreti gösteriyor.

2021 yılının başından 2022 yılı başına kadar olan aralıktaki verilere dikkat! 1 asgari ücret, 4 kişilik bir ailenin minimum yiyecek ve içecek masraflarını karşılayabilecek düzeydeydi. Ayrıca 4 kişilik bir ailenin tamamı o döneme ait asgari ücretle çalışırsa, yoksulluk sınırında üstüne çıkabiliyordu. Yoksulluktan kurtulmak için yaklaşık 4 kişinin çalışıyor olması pek iç açıcı bir durum olmasa da yine sonraki dönemde gerçekleşecek olan hızlı fakirleşmeye göre iyimser bir tablo çiziyor.

2022 yılının başından itibaren ise asgari ücretin açlık sınırının altında kalmaya başladığını görüyoruz. Bu dönemde asgari ücrete yapılan zamlar, ücretlerin gıda alım gücü bakımından 2021 düzeyine çıkmasına yetmemişe benziyor. Bununla birlikte 2023 yılında son yapılan asgari ücret zammı öncesinde de 4 kişilik bir ailenin tamımının asgari ücretle çalışması durumunda bile ‘yoksulluk sınırının’ istikrarlı bir şekilde altında kaldığını söylemek mümkün.

Hatta bunun da bir grafiğini çizmek mümkün.

Bu grafikte anlaşılması gereken tek şey ise yine 2021 yılından sonra görülen bozulmanın, ücretliler üzerinde yarattığı etki. Öyle ki 2021 yılının bir döneminde 4 kişilik bir ailenin yoksul sayılmaması için, evine yaklaşık 5 tane asgari ücret girmesi gerekiyordu. Yani 4 kişinin toplam 5 adet işten asgari ücret alması… Yeni evlenen bir çift ve henüz 0 ila 3 yaş arası olan iki çoçuğunu hayal edin. Bu çiftin yoksul sayılması için anne ve babanın ortalama olarak asgari ücretli 2,5 işte çalışması veya asgari her ikisinin de 1 işte çalışıp asgari ücretin 2 katı para kazanması gerekiyordu.

Peki bu bozulmanın sebebi ne?

Net bir şekilde belirtmek gerekirse, enflasyon…

Bu gördüğünüz grafik, Türkiye’nin enflasyon röntgeni ve röntgene baktığımızda çok iç açıcı bir tablo gördüğümüzü söylemek büyük bir yalan olacaktır.

Türkiye’nin yıllık enflasyonunun uzun dönemli yani 5 yıllık ortalamasını aldığımızda, enflasyonun genellikle 8,70 ila 9 arasında olduğunu görüyoruz. Grafikteki kırmızı çizgi bu 5 yıllık ortalamayı ifade ediyor. 2010 yılından itibaren bakarsak, mavi çizgi olan yıllık enflasyon oranının kırmızı çizgiyle hemen hemen paralel bir şekilde ilerlediğini hatta zaman zaman yıllık enflasyonun bu ortalamanın altında kaldığını görüyoruz. Grafiğe daha detaylı bakıldığında, 2016 sonu 2017 yılı başlarında başlayan ortalamadan sapma görülebiliyor. Nihayetinde enflasyonun ortalama olarak yükseldiğini de kırmızı çizgiden anlamak mümkün…

İşte tam burada 2021 sonuna dikkat edilmesi gerekiyor. Ortalamadan müthiş bir sapma ve enflasyonun durdurulamaz yükselişi… 5 yıllık enflasyon ortalamasının yüze 8,7’lerden yüzde 29’a kadar sıçraması…

Kriptokoin okuyucularına belki yoksulluğun tablosunu çizmek veya ünlü fotoğraf sanatçısı Ara Güler’in yaptığı gibi fotoğrafını çekmek mümkün olmayabilir. Ancak bunun grafiklerini çıkartmak mümkün…

İşte bu yoksulluğun ‘sebep – sonuç’ ilişkisine dayanan grafiğidir…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx