Batı batarken yükselen faşizm…

■ İkisi de küresel iklim değişikliğine inanmıyor… 

■ İkisi de seçildikleri ülkeye sonradan gelmiş ailelerin çocukları. Biri Doğu Hint adaları, diğeri İtalya kökenli aileden geliyor. 

■ İkisi de ağır Katolik eğitimi almış, ikisi de bugünün en koyu İsrail hayranı. 

■ İkisi de bir ideolojinin savunucusu değil, karşıtlıklar ve tepkiler üzerinden siyaset yapıyorlar. Biri emekliler haftada bir gün et yerken göçmenler rahat yaşıyor diye siyaset yapıyor, diğeri anarko-kapitalist olduğunu söylüyor. 

■ Biri ülkesindeki camileri, diğeri eğitim ve sağlık bakanlıklarını kapatma vaatleriyle seçime girdi. 

■ İkisi de garip bir gençlik dönemi yaşamış. Biri İsrail’de Moşav adı verilen bir çiftlikte 2 yıl yaşamış, diğeri babası tarafından fiziksel ve psikolojik şiddete uğramış. 

■ Birinin hayattaki en büyük idolü İsrail kasabı Ariel Şaron, diğeri Arjantinli Papa’yı fazla solcu buluyor. 

■ İkisi de küfür ve hakareti bir iletişim yöntemi olarak kullanıyor. 

■ İkisi de bilinen bir kadroya sahip değiller, ikisinin de seçimi kazanması sürpriz olarak değerlendiriliyor, ikisi de sandık sonuçları açıklanır açıklanmaz marjinal söylemlerini yumuşatma ihtiyacı içine girdi. 

■ Hollanda ve Arjantin’de sandıktan çıkan sonuçların özeti bu yazdıklarım. Sandıktan çıkan sonuca elbette saygı duymak gerekir ama bu sandıklarda sonucu belirleyen şeyin artık ideolojiden çok tepki olduğu gerçeğini görmemize engel olmamalı. 

■ Bugün ABD’nin önünde iki seçenek var, biri Biden diğeri Trump. İngiltere’nin son 3 başbakanını halk değil, Muhafazakâr Parti üyeleri seçti, Almanya’da aşırı sağ anketlerde ilk sırada yer alıyor, Fransa’da aşırı sağ, sosyalistlerin yerini alalı çok uzun zaman oldu. İtalya ve Macaristan’da, Avrupa Birliği’ne egemenlik devrini daha çok sorgulayan iktidarlar var. İnsan hakları artık kimsenin ana gündem maddesi değil. 

■ Gücün Batı’dan Doğu’ya geçtiği bir zaman diliminde yaşıyoruz. Belli ki Batı’nın koltuktan iniş süreci tahmin edilenden daha gürültülü ve sancılı olacak. Çoğu tek dönem ülke yönetecek bu faşistlerin iktidarda olduğu dönemde dünyanın işi daha zor olacak… 

ABD’nin barış güvercini hali…

■ Çarşamba gününden bu yana ABD’nin İsrail’i ateşkese ikna etmek için verdiği mücadelenin haberleri sızdırılıyor medyaya. Biden’ın İsrail Başbakanı ile yaptığı 13 telefon görüşmesi, Katar’da yürütülen müzakerelere Washington’dan gelen katkılar falan bir sürü hikâye anlatılıyor. 

■ Önce bir gerçeğin altını çizelim. ABD Başkanı’na İsrail Başbakanı’nı 13 kere arattıran güç, Gazze’de ölen çocuklar ya da insani değerler değil. İsrail, Gazze’yi yok etmeye başladığı günden bu yana Suriye ve Irak’taki ABD üslerine 60’tan fazla saldırı düzenlendi. ABD, Lübnan’ı tamamen terk etmek zorunda kaldı. ABD için İsrail’e desteğin bedeli Ortadoğu’dan kovalanma noktasına geldi neredeyse. 

■ ABD Başkanı Biden, Şifa Hastanesi’ne baskın dahil tüm bu süreçte Netanyahu Hükümeti’nin arkasında durdu. Güney Kıbrıs’taki İngiliz üslerinden İsrail’e en az 40 uçak dolusu mühimmat yolladı. Kamuoyu önünde İsrail’in kullandığı şiddeti hiç eleştirmedi, seslendirdiği tek itiraz, savaştan sonra Gazze’nin nasıl yönetileceğine dair plana itiraz etmek oldu. 

■ ABD’de Kasım 2024’te başkanlık seçimleri var, adaylık ve bağış toplama işlerinin en kızıştığı dönemde sadece oy ve destek için adım atıp sonra da barış güvercini rolüne soyunmak… Neyse ki artık kimse yemiyor bu ucuz numaraları… 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx